top of page

Yolda Olmak

  • Hande Ersoy
  • 30 Ara 2018
  • 2 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 21 Mar 2019

Dönüşüm yolculuğunda yolcu olmak...

Yol insanı çağırır. Bu çağıyı bilirsiniz. İlkin tek bildiğiniz orada olmanız gerektiğidir. Başka da hiçbir şey bilemezsiniz zaten.. Bildiklerinizi sandıklarınız da biraz ilerde bırakmanız gerekenlerdir. Çağrıyı ilk duyduğunuzda içinizde bir şey kıpırdar ve sizin orada olmanız gerektiğine dair inancınız o kadar tamdır ki... “biliyorum, benim aradığım şey bu” dersiniz. Bu çağrı bazen bir arkadaşınızın ağzından dökülen kelimelere gizlenmiştir, bazen bir kitabın satırlarına, kimi zaman rüzgarın rehberliğine kimi zamansa bir melodiye... Her ne şekilde size ulaşmış olursa olsun, yolun çağrısında size özel bir sesleniş vardır. Bunu kalbinizle bilirsiniz. Emin olursunuz. Bu çağrı sizi yolculuğun kapısına getiren ilk işarettir.


Çağrıyla yolu bulan yolcu, ilkin tedirgin atar adımlarını. Bilmez önce nerededir, kimle karşılaşacaktır, nereye gidecektir. Eğer kişi yoldan davet almışsa, onu yolda bekleyen yolcular da vardır elbet. Özellikle de yolu bilen bir yolcu. Usta bir yolcu. Siz daha kapının eşiğinden içeri bakarken, yolun başını sonunu iyi bilen, yolda kalıp yeni yolculara eşlik etmek için niyet koymuş bir yolcu hatta ona hancı da diyebiliriz. Hatta ilk adımınızı attığınız bu yer de bir handır. Yolcuların konakladığı, yolu bilenlerin, yeni başlayanlara tecrübelerini aktardıkları bir han. Ah o handan ne yolcular gelip geçmiştir. Mitolojik kahramalardan tutun da kadim kitapların baş kahramanlarına, fıkraların anlatıcılarından tutun da büyük kitapların yazarlarına

kimler kimler...


İçeri ilk girdiğinizde o hanın kendine has bir kokusu vardır. İçine işler. Tipler biraz yabancı gelir önce, duvarlar kalın, halılar toslu gözükür gözünüze. Hatta bir şeylerin biraz ucunu tutup sirkeleseniz iyi olacakmış gibi bile hissedebilirsiniz. Oysa orada değil bir şeylerin yerini değiştirmek, her bir toz tanesinin bile yeri ve değeri çok yüksektir. Siz ise hana adım atarken, yıllarca edindiğiniz deneyimleriniz ve sizi siz yaptığına inandığınız değerlerinizle kendinizden çok emindir tavrınız, duruşunuz...

Yol kendi içinde yolcularını nasıl yürüteceğini de kendi seçer.


Kimini yavaşlatırken, kimini hızlandırır. Başkasına bakıp ne yapmanız gerektiğini kestirmeye çalışırsanız yanılırsınız. Tek pusulanız kendi vicdanınızdır. Her ne zaman yardıma ihtiyaç duysanız yardım yanınızda bitiverir. Kimi zaman en umulmadık yerde karşınıza çıkan hancıya şaşırırsınız, kimi zaman su içmek için durduğunuz kuyunun başında bir ermişi suyunu doldururken buluverirsiniz. Kuşlar da konuşur yolda ve diğer hayvanlar da... şaşırsanız da alışırsınız zamanla...


Önce, yol içinde yeni yollar keşfedersiniz. Kaybolursunuz yan yollarda. Ana yola çıkınca onun dokusunu, kokusunu, yoldaki hızı anlamaya, diğerleriyle farkını öğrenmeye başlarsınız zamanla. Yol, insanı iyice içine çeker bazen. Nefes alamaz olabilirsiniz. Kafanızı kaldırıp dışarıya bakasınız gelir. Ola ki dışarı çıkarsanız geri dönecek delik aramanız kaçınılmazdır.. tabi kapının yeri değişmiş olabilir, çıktığınız yerden giremeyebilirsiniz. Yolcu yolcu olalı yoldan gayrı özlem duyarsa anında karşılanır arzusu ama bir daha geri dönüş izni verilir mi onu da sadece yolun kendisi bilir. Onun için yolcu yolunu bilip, yol ne derse peşinden gitmeye hevesli olmak gerekir.


Yol bazen adamı vezir eder. Bazen de rezil. Her iki halde de yolcu yolculuğunu bilmeli özünde kendini bilmeli, neticede hiçliğini bilmelidir. Oldum diyen düşer, olmadım diyen pişer, yoldayım diyen yürür, vardım diyen yanar, yandım diyen susar... Kim kimi kimle adam eder kimse bilmez ama yol yolunu bilir.

İnsan kendini dışında görmese, kim olduğunu nasıl bilir..

 
 
 

Commenti


  • Black Twitter Icon
  • Black Facebook Icon
  • Black Google+ Icon

© 2019 Değişim Yolcusu // Hande Ersoy

bottom of page